Fidan: Hürmüz Boğazı’nın Açık Kalması Küresel Enerji Güvenliği İçin Kritik

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasının küresel enerji güvenliği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, bölgedeki güncel gelişmeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı, bölgedeki çatışmaların sona ermesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Fidan, Türkiye’nin bu anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu süreçle ilgili görüşlerini hatırlatarak, mutabakatın geçici bir huzur ortamı değil, kalıcı bir güvenlik yapısına dönüşmesi gerektiğini vurguladı. “Sayın Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, bu adımın sadece geçici bir sükunet sağlamakla kalmayıp, yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük dileğimizdir.” dedi.

Bakan Fidan, mutabakat sonrası enerji güvenliğine olan ilginin arttığını belirterek, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası ticaret açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. “Hürmüz Boğazı’nın, savaş öncesi dönemde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması, bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret açısından hayati bir önem taşımaktadır.” şeklinde konuştu.

Boğazın kapanmasının enerji, gıda ve petrokimya sektörlerinde büyük fiyat artışlarına yol açtığını hatırlatan Fidan, bu durumun meselenin sadece bölgesel değil, küresel bir sorun olduğunu gösterdiğini belirtti.

Fidan, mutabakatın sağlanmasında birçok ülkenin diplomatik katkısının bulunduğunu ifade ederek, Pakistan’ın arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını, Katar ve Suudi Arabistan’ın girişimlerini de memnuniyetle not ettiklerini söyledi. Türkiye’nin bu süreçte aktif bir rol üstlendiğini vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yoğun bir diplomasi yürütüldüğünü kaydetti.

Fidan, Pakistan, Katar, ABD ve İran ile sürekli temas halinde olduklarını belirterek, bölge liderlerinin ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telekonferansın sürecin önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

İsrail’in süreci sabote etme ihtimaline de değinen Fidan, bölgedeki istikrarsızlaştırıcı adımların sadece birkaç ülkenin değil, tüm dünyanın sorunu haline geldiğini belirtti. Uluslararası toplumun ortak bir diplomatik tutum geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, ülkelerin yanlışlara karşı ortak bir tavır sergilemesinin önemine dikkat çekti.

Görüşmede Rusya-Ukrayna savaşı da ele alındı. Türkiye’nin temel önceliğinin tarafların yeniden diplomasi masasına dönmesi olduğunu belirten Fidan, Ankara’nın yeni müzakere turlarına ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi. Savaşın beşinci yılına girdiğine dikkat çeken Fidan, cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırıların ve Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğini tehdit eden gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti.

Gazze’deki gelişmelere de değinen Fidan, Türkiye’nin ateşkesin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve yeniden imar çalışmalarının başlatılması yönündeki diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü söyledi. İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Lübnan ve Suriye’deki politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirten Fidan, kalıcı güvenliğin ancak tüm ülkelerin meşru güvenlik kaygılarının birlikte ele alınmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Suriye’deki son gelişmelerin umut verici olduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin ülkenin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde istikrarın güçlendirilmesine yönelik yapıcı katkı sunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu