Hilal Can ve Yaşuk Göz: Sanatın Kendi Mitini Yaratmak

Hilal Can, sanatında kişisel hayatını ve toplumsal kodları nasıl yansıtıyor? Yeni sergisiyle ilgili detaylar.

Sanatçının eserleri, kişisel yaşamının izlerini taşırken, aynı zamanda kendi hayatını yaratma cesaretini de gösteriyor. Hilal Can’ın sanatsal üretimi, resim odaklı olmakla birlikte, seramik, illüstrasyon, enstalasyon, analog fotoğraf ve kolaj gibi çeşitli teknikleri de kapsıyor. Bu geniş yelpaze, sanatçının sadece görsel sanatlarla sınırlı kalmayıp, sahne ve müziğe de uzanan bir yaratım sürecini ortaya koyuyor.

Hilal Can, Burcu Çimen’in küratörlüğünde Yapı Kredi Müzesi Nümismatik ve Gölge Oyunu Tiyatrosu koleksiyonlarından esinlenerek hazırlanan “Islık Çalan Hafıza” sergisinde, Karagöz ve Hacivat’ın gölge dünyasını yorumlayarak 12 yeni karakter üretti. Bu karakterler, geleneksel anlatılardan kaçınırken, onları farklı bir biçimde sunarak özgün bir yapı oluşturuyor. Ragıp Tuğtekin’in Karagöz ve Hacivat tasvirlerinden yola çıkarak oluşturulan bu figürler, sanatçının son on yıldaki çalışmalarının mitolojik bir versiyonu olarak değerlendirilebilir.

Son üç yılda Hilal Can’ın sanatsal pratiğinin genişlemesine tanıklık etme fırsatı buldum. Bu yazıda, sanatçının 2016 yılından bu yana ürettiği resimler üzerinden sergide yer alan 12 karakterin doğuşunu inceleyeceğim. Karagöz ve Hacivat’ın hikâyesinin toplumsal kodları yansıttığı gibi, Hilal Can’ın eserleri de içinde yaşadığı patriyarkal ve heteroseksist dünyayı gözler önüne seriyor. Ancak, sanatçının pratiğini sadece kuir ve feminist teorilerle sınırlamak, yüzeysel bir okuma yapma riskini beraberinde getiriyor.

Yazının devamı için >>>

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu