Bağımlılık Sorunu: Türk Gençlerinde Uyuşturucu Kullanım Yaşı 14’e Düştü

Türk gençliği arasında uyuşturucu kullanma yaşı 14’e düştü. Araştırmalar, bağımlılığın yaygınlaşan etkilerini ortaya koyuyor.

Uyuşturucu bağımlılığı, Türk gençliği üzerinde giderek artan bir tehdit oluşturuyor. Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne (YEDAM) başvuran 607 çocuk ve ergen üzerinde gerçekleştirilen bir araştırma, bu sorunun boyutlarını gözler önüne serdi. 2016-2025 yılları arasında yapılan çalışma, madde kullanımına yönelen gençlerin yaş ortalamasının 14.1 olduğunu ortaya koydu.

YEDAM araştırması, madde bağımlılığına maruz kalan gençlerin karşılaştıkları zorlukları ve iyileşme süreçlerini detaylı bir şekilde incelemekte. Çalışma, gençlerin hangi koşullarda daha hızlı iyileşebileceğini ve kimlerin bu döngüden kurtulmakta zorlandığını vurguluyor. Araştırmaya göre, erken iyileşme şansı en yüksek olan grup, genellikle kadınlardan oluşmakta ve disiplin cezası almamış, madde kullanan arkadaş çevresinden uzak duran bireylerden oluşmaktadır.

Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, sosyal medya üzerinden yayılan zararlı alışkanlıkların çocukların erken yaşta riskle karşılaşmasına yol açtığıdır. 14 yaşında madde kullanan bir çocuğun, 20 yaşına geldiğinde suç, yoksulluk veya ruhsal hastalıklarla karşılaşma olasılığının üç kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, çocukları korumak için sadece cezai önlemlerin yeterli olmadığını, aynı zamanda psikososyal destek ve toplumsal bilinçlendirme programlarının da hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Madde bağımlılığına düşen gençlerin yarısından fazlasının ailelerinde ya da yakın çevrelerinde alkol veya madde kullanan birinin bulunduğu tespit edildi. Bu durum, bağımlılığın yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan toplumsal bir sorun olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, çocukların artık 8. sınıfta değil, 6. veya 7. sınıfta risk altına girdiğini vurguluyor.

Cinsiyet farkı da dikkat çekici bir bulgu olarak öne çıkmakta. Kadın katılımcıların %59.7’sinin erken iyileşme sürecine ulaşırken, bu oran erkeklerde %47.3 olarak saptanmıştır. Uzmanlar, bu farkın toplumsal roller ve aile içindeki kontrol mekanizmaları ile ilgili olduğunu belirtiyor. Klinik Psikolog Özde Bingöl, kız çocuklarının aileleriyle daha yakın ilişkiler kurmasının tedavi sürecine katılımı kolaylaştırdığını ifade ediyor. Erkek çocukları ise arkadaş çevresinin etkisi altında kalmakta ve bu durum tedavi sürecini zorlaştırmaktadır.

Araştırmada, arkadaş grubunda madde kullanmayan gençlerin iyileşme oranının %66.1 olduğu, ancak arkadaşlarının çoğu madde kullanan gençlerde bu oranın %46.2’ye düştüğü gözlemlenmiştir. Kocaeli Üniversitesi’nden Klinik Psikiyatrist Dr. Ömer Kardaş, madde kullanımının bulaşıcı bir davranış olduğunu ve tedavi sürecinde arkadaş çevresinin de dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Okuldan disiplin cezası almayan gençlerin erken iyileşme oranı %57.6 iken, disiplin cezası alanlarda bu oran %45.1’e düşmektedir. Ayrıca, kullanılan madde türünün iyileşme sürecini etkilediği de ortaya konmuştur. Ekstazi ve amfetamin gibi maddeleri kullanan gençlerin toparlanma oranı daha yüksekken, sentetik kannabinoid ve esrar kullananların iyileşme oranları daha düşük kalmaktadır. Klinik Psikolog Büşra Yamanel Özsoy, bazı maddelerin kullanıcıları daha hızlı izole ettiğini ve bu durumun tedaviye erişimi zorlaştırdığını belirtmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu