Tecessüs: Kalbi Kemiren Merak ve Mahremiyet Sınavı

Tecessüs nedir, hangi davranışlarla bağlantılıdır? İslam’da başkalarının kusur ve mahremiyetlerini araştırmanın zararları hadisler ışığında ele alınıyor.

Tecessüs, bir kişinin başkalarının kusurlarını, mahremiyetini ve gizli yönlerini araştırması anlamına gelir. Kelime, çoğunlukla insanların açığını bulmaya, özel hayatına dair bilgi toplamaya ve başkalarının istemediği hâlde onların konuşmalarını dinlemeye yönelik davranışları ifade eder. Bu yönüyle tecessüs, yalnızca merakı gidermeye çalışan masum bir arayış değil, kişinin sınırlarını ihlal eden bir tutumdur.

İslam’ın tecessüs konusundaki yaklaşımı, insan onurunu ve özel hayatın dokunulmazlığını koruma amacı taşır. Kur’an ve hadislerde kötü zandan, insanların gizli hâllerini araştırmaktan, konuşmalarını gizlice dinlemekten ve elde edilen bilgileri gıybet konusu yapmaktan sakınılması istenir. Çünkü bu davranışlar çoğu zaman birbirini takip eder: Kötü zan merakı doğurur, merak gizli araştırmaya dönüşür, araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ise dedikodu ve gıybete taşınır.

Hz. Peygamber, insanların açıkça paylaşmak istemedikleri konuşmaları gizlice dinlemeyi ağır biçimde kınamıştır. Bir topluluğun, kendisini dinleyen kişiden rahatsız olduğu veya o kişiyi uzak tutmaya çalıştığı hâlde konuşmalarına kulak veren kimsenin, kıyamet günü ağır bir karşılıkla karşılaşacağını bildirmiştir. Bu uyarı, yalnızca bir grubun konuşmasını gizlice dinlemeyi değil; duvar arkasından kulak kabartmayı, izinsiz görüntü toplamayı, telefon görüşmelerini takip etmeyi ve teknolojik imkânlarla kişilerin gizli bilgilerine ulaşmayı da kapsayan bir hassasiyete işaret eder.

Tecessüsle bağlantılı kavramlardan biri tehassüstür. Tehassüs, insanların konuşmalarını ve haberlerini gizlice dinlemeye yönelmeyi ifade eder. Bir kimse çevresindekilerin duymaması için konuşurken etrafını kontrol ediyor veya sözünün emanet olduğunu hissettiriyorsa, bu konuşma özel kabul edilir. Böyle bir konuşmayı gizlice takip etmek, kişilerin mahremiyetine müdahale anlamına gelir.

Hz. Peygamber, kötü zandan uzak durulmasını isterken zannın gerçeğe dayanmayan ve yanıltıcı bir değerlendirme olduğunu vurgulamıştır. Kesin bilgi bulunmadığında insan zihni boşlukları tahminlerle doldurur. Bu tahminler kişinin özel hayatına ilişkinse, araştırma niyeti iyi olsa bile doğru olmayan bir yola dönüşebilir. Hz. Âişe’nin, Resûlullah’ın geceleyin sessizce evden çıkmasının ardından merak ederek onu takip etmesiyle ilgili anlatılan olay da bu konuda dikkat çekici bir örnek olarak aktarılır. Hz. Peygamber, dönüşünde onun nefes nefese kaldığını fark etmiş; sebebi sorulduğunda yaşananları öğrenmiştir. Ardından dışarı çıkma nedenini açıklayarak onu uyandırmamak için haber vermediğini belirtmiştir.

Tecessüsün doğurduğu en önemli sonuçlardan biri gıybettir. Başkalarının gizli hâllerini araştıran kişi, elde ettiği bilgileri paylaşarak onların itibarını zedeleyebilir. Bu nedenle Hz. Peygamber, diliyle iman ettiğini söyleyip davranışlarıyla bunu göstermeyen kimseleri Müslümanların gıybetini yapmamaları ve gizli yönlerini araştırmamaları konusunda uyarmıştır. Başkalarının ayıplarını takip eden kişinin kendi kusurlarının da ortaya çıkarılacağı ve toplum içinde mahcup duruma düşeceği bildirilmiştir.

Gizli hâlleri araştırmak, insanlar arasına düşmanlık ve fesat sokabilir. Bir kişinin kusurlarını açığa çıkarmak, onun toplumdaki saygınlığını yok edebilir. Kendini herkes tarafından bilinen bir günahkâr olarak gören kişi, utanma duygusunu kaybederek hatalarını daha açık biçimde işlemeye başlayabilir. Bu durum, bireysel bir kusurun zamanla toplum içinde normalleşmesine ve ahlaki yapının zedelenmesine yol açabilir. Muâviye’den nakledilen hadiste de insanların gizli yönlerini araştırmanın aralarındaki ilişkileri bozabileceği belirtilmiştir.

Tecessüs, insanlarla alay etme ve onları ayıplama davranışını da besleyebilir. Bir kimsenin zayıf veya kusurlu yönlerini bulup eğlence konusu yapmak, İslam’ın onaylamadığı bir tutumdur. Hz. Peygamber, din kardeşini bir günah sebebiyle kınayan kişinin aynı günaha düşmeden ölmeyeceğini bildirmiştir. Bu uyarı, başkasının kusurunu büyütmek yerine insanın kendi eksiklerini gözden geçirmesi gerektiğini hatırlatır.

İnsanların özel hayatını gözetlemek, konut dokunulmazlığını ihlal edecek boyutlara da ulaşabilir. Hz. Ömer döneminde anlatılan bir olayda, gece denetimi sırasında bir evde hoş karşılanmayan bir durum fark edilmiş; Hz. Ömer duvara tırmanarak eve bakmıştır. Ev sahibi ise kendisinin bir hata yaptığını kabul etmekle birlikte, Hz. Ömer’in de başkasının mahremiyetini araştırmak, eve kapısından girmemek ve izin almadan içeriye bakmak suretiyle yanlış davrandığını söylemiştir. Bu sözler üzerine Hz. Ömer onu bağışlamış ve olay, özel hayata saygının önemini gösteren bir örnek olarak aktarılmıştır.

İslam’da insanların işlediği ve topluma doğrudan zarar vermeyen günahların peşine düşmek, kişilerin ayıplarını teşhir etmek doğru görülmez. Hz. Peygamber, bir başkasının kusurunu örten kimsenin kıyamet günü Allah tarafından örtüleceğini bildirmiştir. Bu anlayış, yanlışları onaylamak anlamına gelmez; kişinin hatasını yayarak onu küçük düşürmek yerine, ayıbın büyümesini önlemeyi ve ıslah imkânını korumayı ifade eder.

Bununla birlikte tecessüs yasağı, topluma zarar veren suçların görmezden gelinmesini gerektirmez. Zulüm, haksızlık ve kamu güvenliğini tehdit eden eylemler karşısında yetkili makamların soruşturma yapması ve gerekli tedbirleri alması gerekir. Ancak bu süreçte ölçü korunmalı, kesin bilgiye ulaşılmadan insanlar zan altında bırakılmamalı ve masumların hakları ihlal edilmemelidir. Kur’an’da da hakkında kesin bilgi bulunmayan bir şeyin peşine düşülmemesi gerektiği bildirilerek kulak, göz ve kalbin sorumluluğuna dikkat çekilir.

Evlilik veya ortaklık gibi önemli kararlar öncesinde güvenilir bilgi edinmek, tecessüs kapsamında değerlendirilmez. Aynı şekilde ihtiyaç sahiplerini belirleyip onlara yardım ulaştırmak da insanların gizli hâllerini kurcalamak değil, dayanışmanın gereğidir. Buradaki temel ölçü niyettir: Amaç birinin açığını bulup yaymak değil, hakları korumak, zararı önlemek veya ihtiyaç sahibine destek olmak olmalıdır.

Sonuç olarak tecessüs, merakın sınırlarını aşarak başkalarının mahremiyetine yönelen ve toplumsal ilişkileri yıpratan bir davranıştır. Kötü zan, gizli dinleme, gıybet, ayıplama ve alay etme ile yakın bağ taşıyan bu tutum; güven duygusunu zedeler, insanlar arasında kırgınlık ve düşmanlık doğurur. İslam’ın önerdiği yol ise kesin bilgi olmadan hüküm vermemek, insanların özel alanlarına saygı göstermek, görülen kusurları yaymamak ve kardeşlik bağlarını korumaktır.

Kaynak: Diyanet, Hadislerle İslam

Kaynak:

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu