Muzaffer Ozak: Gönüller Kapısının Anahtarı
Muzaffer Ozak, Tasavvuf dünyasına dair derin bir bakış sunan eserleriyle dikkat çekiyor.
Oktay Sarı’nın kaleminden…
Muzaffer Ozak ismi, benim için Batılı bir Müslümanın eserinde karşılaştığım bir isim olarak öne çıkıyor. Bu karşılaşmayı bir tesadüf olarak nitelendirmek, onun ruhsal derinliği ve etkisi göz önünde bulundurulduğunda pek doğru olmayacaktır. Konya’daki Araf Otel’in girişindeki stantta bulduğum Kış Hasadı–Bob Dylan’dan Mevlânâ’ya adlı kitabın kapağında, huzur veren bir yüzle karşılaştım; bu kişi kitabın yazarı Shems Friedlander idi. Friedlander, mistik bir arayışın peşinde İstanbul-Konya arasında bir yolculuk yaparken sıkça bahsettiği Muzaffer Efendi ile ilgili ilk okuduğumda çok etkilenmemiş olabilirim, ancak zamanla bu isim benim için büyük bir anlam kazandı. Mevlânâ Celâleddin Rûmî‘nin Unutulmuş Mesajı ve Toynak Sesini Duyunca Zebra Gelsin Aklına gibi eserler de bu yolculuğumda bana eşlik etti. Shems Efendi’nin Konya’da imzaladığı Kış Hasadı kitabını ise bir hazine gibi saklıyorum. Şu an, sevdiği bir mekânın hemen yakınında Kubbe-i Hadrâ’nın karşısında yatıyor.
İstanbul’daki Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda yer alan Ergin Kitabevi-Muzaffer Ozak dükkanı, birçok kitapseverin dikkatini çekmiştir. Ancak, sakalsız bir şeyh imajına alışık olmadığımız için, yıllardır bu çarşıya gelenlerin Muzaffer Ozak’ı tanımaması da mümkün. Kitabın yazarı Betül Işıkçeviren, Tasavvuf alanında yüksek lisans yaparken, bir hocasının kendisinden bir kitap okuyarak tanıtım yazısı hazırlamasını istemesi üzerine Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin Unutulmuş Mesajı adlı eseri keşfettiğini belirtmektedir. Aynı dönemde, Shems Friedlander’ın Konya’da imza gününe katılarak kitabını imzalattığını ve Muzaffer Efendi isminin sıkça geçmesi nedeniyle merakının arttığını ifade ediyor. Bu hikaye, benim hikâyeme de oldukça benziyor. Genç yaşta böyle bir merakın uyanması ise takdir edilesi bir durum. Sonrasında, Prof. Dr. Dilaver Gürer danışmanlığında, “20. Yüzyıl Şeyhlerinden Muzaffer Ozak’ın Hayatı, Eserleri, Tarikatı, Tasavvufi Görüşleri ve İrşâd Adlı Eserinin Tahlili” konulu bir tez çalışması başlatıyor ki, bu başlık sonrasında kitabın detaylarına girmeye gerek kalmıyor.
Kitabın sunuş kısmı Ahmet Özhan tarafından kaleme alınmış. Bu bölümde, 1974 yılının Ramazan ayında Karagümrük’e yaptığı ziyareti ve Muzaffer Ozak ile karşılaşmasını anlatıyor. Özhan, o gün karşılaştığı şeyhin, zihnindeki şeyh imajından çok farklı olduğunu ifade ediyor.
Kitap dört ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Muzaffer Ozak’ın hayatı, ikinci bölümde Cerrâhiyye Tarikatı, üçüncü bölümde tasavvuf görüşleri ve son bölümde ise eserleri ele alınıyor. İlk bölümde irşat halkasında yetişen Shems Friedlander, Tosun Bekir Bayraktaroğlu, Robert Frager gibi isimlere de yer veriliyor. Bu bölümde ve genel olarak kitapta, Muzaffer Ozak’ın eserlerinden ve YouTube’daki işitsel kaynaklardan yararlanılmış. Ömer Tuğrul İnançer, Cumhur Enes Ergür, Nezih Çetin ile yapılan görüşmelerde alınan notlar da kitabın değerini artırıyor.
Ozak, sahaflık mesleğini “ölmüş insanların kitaplarını alıp, ölmek üzere olanlara satma mesleği” olarak tanımlıyor. Bu ifade, hayatın ne kadar kısa olduğunu da gözler önüne seriyor. Kitapta, Muzaffer Efendi’nin eserlerinden alınan birçok özlü söz yer alıyor. Hayvan sevgisini anlatan bir dörtlüğü paylaşmak istiyorum:
“Mahlûkata ibret ile nazar et,
Hayvanlara zulmetmekten hazer et,
Yemini ver, suyunu da hazır et;
Hak rızası belki onda gizlidir…”
İlk bölümün sonunda, Muzaffer Efendi’den sonra gelen Safer Dal Efendi, Ömer Tuğrul İnançer Efendi ve Ahmet Özhan Efendi gibi isimlerin görüşlerine de yer verilerek bölüm tamamlanıyor.
İkinci bölümde Cerrâhiyye Tarikatı hakkında kısa bilgiler sunulmuş. Bu bölüm, yaklaşık otuz sayfa ile sınırlı kalmış ve daha fazla detay verilseydi daha iyi olabilirdi. Kitabın hacminin artması, yazar için bir kaygı yaratmış olabilir fakat punto ve satır aralıklarının küçültülmesiyle hacmin azaltılması da mümkündü.
Üçüncü bölümde tasavvuf ile ilgili kavramlar derli toplu bir şekilde sunulmuş. Dördüncü bölümde ise Ozak’ın yazdığı eserler ile düzenlediği ve çevirdiği eserler yer alıyor. Muzaffer Efendi’nin sohbet ve derslerinin derlendiği 3 ciltlik İrşâd eseri, en önemli çalışması olarak öne çıkıyor. Dönemin fıkıh ve tefsir âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen, Muzaffer Efendi’ye, “İyi bir kitap yazmışsın, eline sağlık. Ben bu kitabı okudum. Bilmediğim hiçbir şey öğrenmedim, burada yazdıklarının hepsini zaten biliyorum. Fakat sen bunun içine ne koydun da her okuduğumda ben ağlıyorum?” demiştir.
Bir diğer önemli eser olan Ziynet-ül-Kulûb (4) kitabını edinip en kısa sürede okumayı planlıyorum. Bu eserin son kısmında Muzaffer Efendi’nin şiir mecmuası da yer alıyor. Envâr-ül-Kulûb, Aşk Yolu Vuslat Tarîki, Hazret-i Meryem, Sûfiye Sohbetleri, Gülzâr-ı Ârifân gibi eserlerin yanı sıra İngilizce eserler ve çok sayıda düzenleme, tertip ve çeviri eserler de mevcut.
Muzaffer Ozak’ı derinlemesine anlatan, yazılı kaynakların yanı sıra görsel kaynakları da etkili bir şekilde kullanan Betül Işıkçeviren, edebiyat dünyamıza önemli bir katkı sağlamıştır. Yayınevinin, kitabın okunabilirliğini artırmak amacıyla imla hatalarını düzeltip punto ve satır aralığı düzenlemesi yapmasını bekliyoruz. Muzaffer Ozak’ın sahaf dükkanı, tekke ve devran fotoğrafları ile kitabın yeni baskılarının daha kaliteli olacağına inanıyorum; bu haliyle bile değerli bir kaynak eser olduğunu belirtmek isterim.




