Üreticiler, CHP’li Gürer’e Dert Yandı: ‘Üretiyoruz, Bakan Yok’

Niğde’de patates üreticileri, CHP’li Gürer’e sorunlarını anlattı. Ürünler depoda çürüyüp kalırken, bakanlık desteği yok.

Ağcaşar köyünde patates üreticilerinin sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu yıl Niğde’de patateslerin depolarda kaldığını ve yaklaşık 200 bin ton patatesin çürümeye terk edildiğini belirtti.

Patates üreticisi Mustafa Işık, ürünlerinin değer bulmadığını, büyük şehirlerde yüksek fiyatlarla satılan patatesin köyde 3 liraya bile alıcı bulamadığını ifade ederek, “Kendi işimde çok iyiydim ama bu süreçte battım. İki yıl önce gübreyi 4 liraya alıyorduk, bu yıl 22 liraya aldık. Eğer patatesin ihracatı olmazsa çiftçi ayakta duramaz. Kimse yardım etmiyor. Ürünü 10 ay depoda beklettim. Şimdi ‘Keşke satsaydın’ diyorlar ama alan yoktu,” dedi.

Işık, büyük şirketlerin yüksek üretim yapmasının köylerde sorun yarattığını vurgulayarak, “Burada yaklaşık 200 ton patatesim çöp oldu. Şu anda 100 ton kadar var. Bir kısmını dağıttım, bir kısmını hayvanlara verdim. Ağcaşar köyünde hemen her evde 50 ton civarında patates depoda duruyor. Adana’da yeni ürünler çıkmaya başladı, bunlar artık tamamen çöp. Bu depoyu yaklaşık 2 milyon maliyetle yaptım. Bu patatesi depoya koymanın bile bana 2 milyon zararı oldu. Elektrik parasını bile ödeyemedim,” şeklinde konuştu.

Gürer, patates üreticisinin büyük bir mağduriyet yaşadığını belirterek, “Büyükşehirlerde kilosu en az 20 liraya satılan patates ya hayvan yemi oluyor ya çürüyor ya da sokağa atılarak tamamen değersiz hale geliyor. Oysa ülkemizde patates her alanda kullanılabilecek bir ürün. Yemeklik olur, sanayide kullanılır, işlenmiş ya da dondurulmuş gıdaya dönüştürülebilir. Ancak Niğde bölgesi yaklaşık 1 milyon ton patates yetiştiriyor ve bu patatesler çöp olmaktan kurtulamıyor,” dedi.

Gürer, patates üretimiyle ilgili yıllardır aynı sorunların devam ettiğini vurgulayarak, “Patatesle ilgili daha önce de çağrıda bulunmuştuk. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi alıma girsin, üretici mağdur edilmesin demiştik. 1999 yılında da yaklaşık 6,5 milyon ton patates üretiliyordu, bugün 2025’e geldik yine aynı miktarlarda üretim var. Nüfus artmasına rağmen patatesin yemeklik ya da sanayide kullanım alanı artırılmadığı için üretici ortada kalıyor. Küçük aile tipi işletmeler büyük sorun yaşıyor. Büyük şirketler bu işi kendi içinde koordine ediyor, onlar para kazanıyor ama üretici mağdur oluyor,” ifadelerini kullandı.

Köydeki diğer üreticiler de benzer sıkıntılar yaşadıklarını dile getirerek, bir üretici, “Köylerin geneli aynı durumda. Bu yıl bir şey ekmeyeceğim, hammallık yapacağım. Çiftçi bu kadar zarar edince artık patates ekmeyecek gibi görünüyor. Çoğu mısıra döndü. Bu patatesi 3 liraya bile satamadık. Üretiyoruz, bakan yok. Ürün çöp oluyor, duyan yok,” dedi.

Gürer, ürünlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Patates iri ve kaliteli. Büyükşehirlerde en az 20 liraya satılan ürün burada 3 liraya bile alıcı bulamıyor. Depodaki patates çöp olmuş durumda. Artık ancak hayvan yemi olarak değerlendirilmeye çalışılıyor. Daha önce de iktidara seslendim. Bu milli servet sadece bir kişinin ürünü değil, ülkenin değeridir. Bunların çöp olmaması gerekiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 23 milyon ton gıda israf ediliyor. Bunun önemli bir kısmı da tarladan depoya gelip değer bulamayan ürünlerden oluşuyor. Buna mutlaka çözüm üretilmeli. Çiftçinin ciğeri yanıyor. İcra geliyor, tarlası gidiyor, traktörü gidiyor. Patatesten para kazanamıyor. Çoluk çocuk bir süre dayanıyorlar, sonra şehirlere gidip asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar. Oysa bu insanlar üretmeli. Çiftçilerin içine düşürüldüğü durum ülkenin geleceği açısından da büyük risk,” dedi.

Gürer, “Bugün üretici patates üretmese büyükşehirde yaşayan insanlar patatesin kilosunu 100 liraya almak zorunda kalırdı. Şu patates 3 liraya satılamaz mı? Bu ülkenin kamu kuruluşları ne için var? Tarım Kredi Kooperatifleri, Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiden bu ürünü alsın. Alamayan fakir fukara vatandaşlara dağıtılsın. Yıllardır bu insanlar aynı sorunu yaşıyor. Köy kahvesinde gördük, herkes aynı durumda. Kimsenin konuşacak hali kalmamış. Cepler boş, insanlar perişan. Özellikle kredi meselesi çiftçiyi çok sıkıştırıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu primini ödeyemeyen çiftçinin yakasına banka da yapışıyor. ‘Önce borcunu öde, sonra kredi verelim’ diyorlar. Peki bu insan borcunu nasıl ödeyecek? Ürettiği ürün bu haldeyken nasıl ayakta kalacak?” şeklinde konuştu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu