Körfez petrol arzı: Güvenli tedarik yolları daralıyor
Körfez petrol arzı, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki riskler ile Suudi Arabistan hattının kapanması nedeniyle güvenlik baskısıyla karşı karşıya.
İngiltere merkezli Middle East Monitor, Körfez petrol arzının dünya piyasalarına ulaştırılmasında yaşanan güvenlik sorunlarının sanılandan daha ciddi olduğunu bildirdi. Yayının analizinde, bölgede petrol bulunmasına rağmen bu kaynağı küresel pazarlara taşıyabilecek güvenli güzergâhların giderek azaldığı belirtildi. Enerji uzmanı Dr. Umud Shokri’nin katkı sunduğu değerlendirmeye göre Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’teki risklere, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattının devre dışı kalması da eklendi.
Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği geriledi
Körfez petrolünün en kritik çıkış noktası olan Hürmüz Boğazı’ndan çatışmalar öncesinde günde yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşınıyordu. Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Middle East Monitor, normal şartlarda her gün yaklaşık 125 büyük ticari geminin kullandığı boğazda geçişlerin bazı günlerde yalnızca 7 gemiye kadar düştüğünü aktardı.
Analize göre saldırılar, ilan edilen yasak bölgeler, artan sigorta bedelleri ve mürettebatın güvenlik endişeleri ticari taşımacılığı zorlaştırıyor. İran’ın geçiş koşulları üzerindeki fiili etkisinin artması da şirketlerin Hürmüz Boğazı’nı düzenli ve güvenli bir rota olarak değerlendirmemesine yol açıyor.
Babülmendep güzergâhındaki baskı artıyor
Hürmüz’e alternatif olarak öne çıkan güzergâhlardan biri, Körfez’i Kızıldeniz üzerinden dünya pazarlarına bağlayan Babülmendep Boğazı. Ancak Middle East Monitor, Yemen’in batı kıyılarında Husilerin ilerleyişinin ve Mocha Limanı ile Perim ya da Mayyun Adası çevresindeki etkinliğinin bu hattaki riskleri artırdığını belirtti.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmak amacıyla petrolünün bir bölümünü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na yönlendirmişti. Buna karşın analizde, bu adımın riski ortadan kaldırmadığı, yalnızca petrol akışını başka bir hassas geçiş noktasına taşıdığı değerlendirmesi yapıldı. Gemilere ve enerji altyapısına yönelik saldırılar sonrasında Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirdiği sevkiyatlarda da belirgin düşüş yaşandığı kaydedildi.
Suudi petrol hattı da devre dışı kaldı
Körfez petrol arzındaki kırılganlığın bir diğer unsuru, Doğu-Batı ya da Petroline adıyla bilinen yaklaşık 1.200 kilometrelik boru hattı. Doğudaki petrol sahalarını Yanbu’ya bağlayan ve günlük yaklaşık 7 milyon varil taşıma kapasitesine sahip hat, Hürmüz Boğazı’nın kullanılamaması durumunda Suudi Arabistan’ın başlıca alternatiflerinden biri olarak görülüyordu. Ancak hat, 10 Eylül’deki saldırıların ardından kapatıldı.
Middle East Monitor, Suudi Petroline ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Habshan-Fujairah hattının toplam alternatif kapasitesinin yaklaşık 4-7 milyon varille sınırlı kaldığını ve bunun Hürmüz’den normal koşullarda geçen yaklaşık 20 milyon varili karşılamaya yetmediğini vurguladı. Böylece Hürmüz’deki geçiş sorunları, Babülmendep üzerindeki baskı ve Petroline’ın kapanması aynı döneme denk geldi.
Petrol bolluğu görüntüsü yanıltabilir
Analizde, diplomatik görüşme ihtimallerine ilişkin haberlerin ardından petrol fiyatlarında görülen gerilemenin piyasadaki fiziki riskleri gizleyebileceği uyarısı yapıldı. Brent petrolün dönem dönem 100-110 dolar aralığına yükselmesine rağmen yatırımcıların olası müzakerelere odaklandığı belirtildi.
Gemi trafiğindeki azalma, savaş sigortalarındaki yükseliş, artan taşıma maliyetleri ve kullanılabilir alternatif rotaların daralması ise devam ediyor. Middle East Monitor’e göre Körfez petrol arzındaki görünür bolluk, kaynak miktarından çok bu petrolün dünya pazarlarına güvenli biçimde ulaştırılıp ulaştırılamayacağı sorusunu öne çıkarıyor.




