Eski Yargıtay Başkanı, Yargı Sistemindeki Sorunları Değerlendirdi

Eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, Türkiye’deki yargı sisteminin sorunlarını ve geçmişle bugünü kıyasladı.

Eski Yargıtay Birinci Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda Türkiye’deki yargı sisteminin işleyişine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sami Selçuk.

CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili Yargıtay’a ulaşan dosyanın, kamuoyunda yarattığı tartışmalar hakkında Selçuk, Yargıtay üyelerinin dışarıdan gelen baskılara kapılmadığını ve yalnızca hukuka dayalı kararlar verdiklerini ifade etti. Kendi döneminde, politik bir davanın basına yansımasını istemediğini ve kararların hızlı bir şekilde verilmesi gerektiğini belirtti.

Dosyanın karar açıklandıktan 56 gün sonra Yargıtay’a gönderilmesi eleştirildiğinde, bu sürenin gereksiz olduğunu düşündüğünü ve her dosyanın zamanında ilgili daireye ulaşması gerektiğini söyledi.

Selçuk, 10 yıl önceki bir değerlendirmesinde Türkiye’nin demokratik geleceğinin karamsar olduğunu belirtmişti. Bugün bu öngörüsünün doğrulandığını ve Türkiye’nin demokratik standartlarının oldukça geride olduğunu vurguladı. Türkiye’nin yönetim biçiminin tek kişiye dayandığını ve hukukun üstünlüğü açısından birçok Afrika ülkesinin bile gerisinde kaldığını ifade etti.

Batı Hukuku ve Türkiye

Japonya örneğini vererek, Batı hukukunu başarılı bir şekilde uygulayan ülkelerden biri olduğunu belirtti. Japonların, Batı hukukunu alırken kendi kültürlerine uygun hale getirdiklerini ve bu süreçte hukuk terimlerini kendi dillerine uyarladıklarını anlattı. Türkiye’nin ise yasaları almasına rağmen, bu kavramları özümseyemediğini vurguladı.

Selçuk, AKP döneminde yapılan anayasa değişikliklerine rağmen, Türkiye’nin hala yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu ve mevcut anayasanın Türkiye’nin gerçeklerini yansıtmadığını belirtti. Türkiye’nin laik bir devlet olmadığını ve mevcut uygulamaların şeriat kurallarına dayandığını ifade etti.

Ayrıca, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadığını ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında bir çatışma yaşandığını dile getirdi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararını skandal olarak nitelendirerek, Yargıtay’ın anayasa ile uyumlu hareket etmesi gerektiğini savundu.

Hukuk Devleti ve Avrupa Birliği

Türkiye’nin yazılı bir anayasası olmasına rağmen, anayasal bir devlet olmadığını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 22 bin dava ile büyük bir skandala imza attığını söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılımının hukuksal belirsizlikler nedeniyle mümkün olmadığını ifade etti.

İmamoğlu davasındaki duruşmaların adil olmadığını ve savunma hakkının ihlal edildiğini belirtti. Duruşmaların tek oturumda bitirilmesi gerektiğini, aksi takdirde adaletin sağlanamayacağını vurguladı. Türkiye’deki duruşmaların çoğunun geçersiz olduğunu ve yargının Batı hukukunu benimsemediğini ifade etti.

Selçuk, Türkiye’deki yargı sisteminin köklü bir değişime ihtiyaç duyduğunu ve bu değişimin sağlanmasının mümkün olduğunu belirtti. Duruşmaların tek oturumda yapılması durumunda, toplumda adalete olan güvenin artabileceğini ifade etti. Yargıtay Başkanlığı döneminde, Türkiye’nin Batı’dan hukuk değil yasa aldığını vurgulamak istediğini sözlerine ekledi.

Sonuç

Prof. Dr. Sami Selçuk, Türkiye’deki yargı sisteminin işleyişine dair eleştirilerini ve önerilerini dile getirerek, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanması için köklü reformların gerekliliğine dikkat çekti.

Selçuk, Türkiye’nin hukuk sisteminin, Batı hukukunu uygulamaktan uzak olduğunu ve bu durumun adaletin sağlanmasını engellediğini belirtti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu