Mansur Yavaş CHP’nin kuruluş programına katılacak mı?
CHP’nin 103. kuruluş yıl dönümü programı Anıtkabir’de başlayacak. Davet edilen Mansur Yavaş’ın törenlere katılıp katılmayacağı merak konusu oldu.
CHP’nin tarihi, Cumhuriyet tarihiyle iç içe geçmiş bir geçmişe sahip. Partinin tek parti döneminden bugüne uzanan uygulamaları elbette ayrı bir tartışma konusu. Ancak CHP’nin 103. kuruluş yıl dönümüne bölünmüş bir siyasi yapı içinde girmesi, bu yılki kutlamalara farklı bir anlam yüklüyor.
9 Eylül’de Anıtkabir’de CHP çatısı altında bir araya gelinmesi ve Aslanlı Yol’dan yürünmesi, geçmiş yıllara kıyasla daha güçlü duygular uyandıracak. Özgür Özel’in bugün partinin mevcut yönetiminin karşısında konumlanması, eski genel başkanların dahi CHP’den istifa etmesi, kuruluş yıl dönümündeki tabloyu daha da dikkat çekici hale getiriyor.
Program, Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında Anıtkabir ziyaretiyle başlayacak ve CHP Genel Merkezi’nde devam edecek. Genel Başkan Yardımcısı Deniz Demir’in hazırlattığı, CHP tarihini anlatan kısa filmin gösterileceği etkinlikte küçük bir müzik dinletisi de yapılacak. Kutlamanın ana çerçevesi ise gösterişli bir organizasyondan çok, vakur ve geleceğe dönük bir anma anlayışı üzerine kurulacak. Programın teması “Atatürk’ün yolunda” olarak belirlendi.
Kılıçdaroğlu’nun mesajı merak ediliyor
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine dönmesinin ardından Genel Merkez önünde yaptığı konuşmada, dönemin sıcak siyasi atmosferi nedeniyle “arınma” vurgusu öne çıkmıştı. Aynı konuşmada dış politika bakımından “Osmanlı coğrafyasında yer alma” yaklaşımına dikkat çekilmişti.
Kılıçdaroğlu, “Önce Türkiye” anlayışını millici ve kamucu bir çizgiyle açıklamaya çalıştı. Geçmişte bazı asker gönderme tezkerelerine hayır oyu veren Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımındaki bu değişim, siyasi tutumu açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Terörsüz Türkiye konusundaki tutumu da ayrıca izleniyor. Özgür Özel’in oylama sürecindeki farklı açıklamalarına karşın Kılıçdaroğlu bu başlıkta açık ve güçlü bir destek verdi. Kılıçdaroğlu’nun kuruluş yıl dönümü konuşmasında Terörsüz Türkiye konusuna geniş yer ayıracağı ifade ediliyor. Bu nedenle yapılacak konuşmanın yalnızca törensel bir mesajla sınırlı kalıp kalmayacağı merak ediliyor.
Kurultay takvimi de program öncesinde gündemdeki başlıklardan biri. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında kurultay sürecine değinmesi bekleniyor ancak takvimin açıklanıp açıklanmayacağı henüz netleşmiş değil. İl başkanları toplantısında söz alan bazı yöneticiler, teşkilatlarını yeni oluşturduklarını belirterek kurultay takviminin hemen ilan edilmemesini istedi. Bu isimler, takvimin en erken ekim ayında açıklanması yönünde görüş bildirdi.
Mansur Yavaş’ın katılımı bekleniyor
CHP’nin kuruluş yıl dönümü programına belediye başkanları da davet edildi. CHP’li belediye başkanı Mansur Yavaş’a da davetiye gönderildi. Bu nedenle törenlerde gözler özellikle Mansur Yavaş’ın üzerinde olacak.
Mansur Yavaş’ın CHP’nin kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenecek etkinliklere katılıp katılmayacağı henüz bilinmiyor. Yavaş’ın yurt dışında bulunup bulunmadığı da merak edilen konular arasında. Benzer soru Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer için de gündeme gelecek.
“Parti kurmak şirket kurmaktan kârlı” tartışması
Siyasi gündemin bir diğer başlığı ise parti kurma ve seçim ittifakları üzerinden yürüyen tartışma. 1990’lı yıllarda bankacılık sektöründe yaşanan gelişmeleri yakından izleyenler, bir gecede çok sayıda bankaya el konulduğu dönemi hatırlıyor. El konulacak bankalara ilişkin bilgilerin önceden sızdırılması, paniğe ve bankaların içinin boşaltılmasına yol açıyordu. Murat Demirel’in EGEBANK’tan gece yarısı para çıkardığı görüntüler de o dönemin sembol olaylarından biri olarak hafızalara kazındı.
O yıllarda bankayı soymak yerine banka kurmanın tercih edildiği, bazı bankaların ise sahipleri tarafından içinin boşaltıldığı yönünde ağır eleştiriler yapılmıştı. Bugün benzer bir mantığın siyaset alanında ortaya çıktığı savunuluyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, parti kurmayı şirket kurmaktan daha kârlı görenlerin ortaya çıktığını ve “pazarlık partileri”nin demokrasiyi yozlaştırdığını söyledi. Seçim ittifakları ile cumhurbaşkanlığı seçimindeki yüzde 50 artı 1 şartının küçük partileri daha değerli hale getirdiği görüşü dile getiriliyor.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurma sürecinde, seçime girme yeterliliğine sahip eski bir partiyle ilgili arayış içinde olduğu dönem de bu tartışmalar kapsamında hatırlatılıyor. O süreçte siyasi partiler arasında adeta bir pazarlık piyasası oluştuğu, bazı kişilerin parti kurma veya mevcut partileri devretme seçenekleri üzerinden siyaset yaptığı ileri sürülüyor.
İki dönem kuralı, yüzde 50 artı 1 sistemi ve seçim ittifaklarının siyasetin işleyişini değiştirdiği yönündeki eleştiriler bu zeminde şekilleniyor. Şirket kurmanın çeşitli riskleri bulunurken, bir parti ittifak kurmayı başardığında siyasi değerini koruyabiliyor. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, “banka kurmak yerine banka soymak” tartışmasının siyasi alandaki benzeri olarak yorumlanıyor. Soru ise şu: Bu partiler günün birinde borsaya da açılacak mı?



