Pink Floyd’un Saksafoncusu Dick Parry 83 Yaşında Hayatını Kaybetti
Pink Floyd’un efsanevi saksafoncusu Dick Parry, 83 yaşında hayatını kaybetti. Müzik kariyeri ve Pink Floyd ile olan bağları anlatıldı.
Pink Floyd’un en ikonik parçalarında saksafon çalan Dick Parry, 83 yaşında hayatını kaybetti. Grubun gitaristi David Gilmour, bu üzücü haberi sosyal medya üzerinden duyurdu. Gilmour, “Sevgili dostum Dick Parry bu sabah aramızdan ayrıldı. On yedi yaşımda, Pink Floyd da dahil olmak üzere, Dick’in saksafon çaldığı gruplarda birlikte müzik yaptık” şeklinde bir mesaj paylaştı.
Gilmour, Parry’nin müziğe kattığı değeri vurgulayarak, “Onun tarzı ve tonu, saksafon çalmasını eşsiz kılıyor. Milyonlarca insanın tanıdığı, muazzam güzellikte ayırt edici bir imza bu. ‘Shine On You Crazy Diamond’, ‘Wish You Were Here’, ‘Us and Them’ ve ‘Money’ gibi eserlerin önemli bir parçasıydı” dedi.
Efsanevi Bir Kariyer
Parry, 1973 tarihli The Dark Side of the Moon albümündeki bazı unutulmaz parçalarda ve 1975 tarihli Wish You Were Here albümünde saksafon çaldı. Saksafoncu, 1994 tarihli The Division Bell albümünde de yer aldı. Sahnede ise Pink Floyd ile 1973-1977 yılları arasında, ardından 1994’te ve son olarak 2005’teki Live 8 performansında yer aldı.
Ancak Dick Parry’nin müzik kariyeri sadece Pink Floyd ile sınırlı kalmadı. Parry, The Who ile de turneye çıktı ve 2000’li yılların başında Gilmour’un bazı solo projelerinde yer aldı. Stüdyoda ise Parry’nin adı, Rory Gallagher, Bloodstone, John Entwistle, J.J. Jackson ve Bonzo Dog Doo-Dah Band gibi sanatçıların eserlerinde geçiyor.
Pink Floyd’a Nasıl Geri Döndü?
1994 yılında, Ultimate Classic Rock’ta yayımlanan bir röportajda Gilmour, uzun bir süre birlikte çalmadıktan sonra Parry ile nasıl yeniden bağlantı kurduğunu anlattı. Bu yeniden buluşma, Parry’nin The Division Bell albümündeki “Wearing the Inside Out” parçasında çalmasına vesile oldu.
Gilmour, o dönemi şöyle aktardı: “İlginç bir şekilde, Noel’de Dick’ten bir kart aldım. Yıllardır görüşmemiştik ve saksafonu tamamen bırakmıştı. Cambridge yakınlarında bir köyde yaşıyordu ve hiçbir şey yapmıyordu. Ona turneye çıkıp çıkamayacağını sormak istedim; hâlâ o dokunuşa sahip mi diye bakacaktık. Bana, hiç olmadığı kadar iyi çaldığını düşündüğünü söyledi. Ben de onu küçük bir deneme yapmak için tekneye davet ettim. Üç cümle çaldı ve Bob (Ezrin) ile ben, ‘Harika, hâlâ onda iş var. Boş ver bu seçme işini’ dedik. … Bam! O tona sahipti. Fantastikti. Anında tanınabiliyordu.”




