Rana Senanur Doğan ile Edebiyat ve Yapay Zeka Üzerine Derinlemesine Bir Söyleşi

Rana Senanur Doğan ile yapılan söyleşide yapay zeka ve edebiyatın kesişim noktaları, sosyal medyanın etkileri ele alındı.

Yapay zekanın edebiyat üzerindeki etkilerini ve dönüşümünü ele almak amacıyla Rana Senanur Doğan ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden 2014 yılında mezun olan Doğan, aynı yıl Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başlayarak 2016 yılında Edebiyat Siteleri Çerçevesinde Sosyal Medya Edebiyatı başlıklı teziyle bu süreci tamamladı. Bu çalışmasının ardından 2021 yılında yayımlanan Sosyal Medya ve Edebiyat adlı kolektif akademik kitapta hem bölüm yazarı hem de editör olarak görev aldı.

Doktora eğitimine de devam eden Doğan, 2019 yılında başladığı bu süreçte 2025’te 2000 Sonrası Türk Romanında Klasik Türk Edebiyatı ve Doğu-İslâm Kaynaklarının Kullanımı başlıklı tezi ile mezun olmayı planlıyor. 2023 yılından itibaren Ötüken Neşriyat bünyesinde yayımlanan Söğüt Dergisinde dosya editörü olarak görev almakta ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Edebiyat araştırmalarının yanı sıra, çeşitli kurumlarda yabancılara Türkçe öğretimi alanında da etkinlik göstermektedir. Evli ve bir çocuk annesi olan Doğan ile yapay zeka çağında edebiyatın olanaklarını, dijital mecraların metin üretimine etkilerini ve geleneğin güncel anlatılarla kurduğu yeni ilişkileri konuşma fırsatı bulduk.

Röportajımıza katıldığınız için teşekkür ederiz. Sosyal medyanın edebiyat üretim süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü düşünüyorsunuz? Bu dönüşüm edebi niteliği nasıl etkiliyor?

Sosyal medya, erişim ve etkileşim açısından geniş bir mecra sunuyor ve hayatın her alanını etkilemesi kaçınılmaz. Sosyal medyadan kaçınmaya çalışsak bile, bu platformlarda üretilen içeriklerden etkilenmemek mümkün değil. Edebiyat gibi hayatın bir parçası olan bir sanatın sosyal medyadan etkilenmeden ilerlemesini beklemek gerçekçi değil. Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Edebiyat sosyal medyadan etkilenmemeli mi? Sosyal medya henüz bu denli yaygınlaşmamışken, biz de araştırmalarımızı olumsuz bir bakış açısıyla yürütüyorduk. 2016 yılında tamamladığım yüksek lisans tezimde sosyal medyanın edebi üretim için uygun bir mecra olmadığı düşüncesiyle yola çıkmıştık. Ancak yaptığımız araştırmalar, bu platformların okur-yazar ilişkisine katkı sağladığını gösterdi. Sosyal medyanın edebiyat üzerindeki etkileri üzerine uzun uzun konuşulabilir, fakat doğru kullanıldığında sosyal medya, edebiyatın kolektif bilince ulaşmasında önemli bir rol oynayabilir. Ancak günümüzde sosyal medyanın edebiyatı bir araç olarak kullanması, içeriklerin kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. 2000 sonrası yazarlarda sosyal medyadan gelen okur taleplerine göre şekillenen bir içerik üretimi olduğunu gözlemliyoruz. Sosyal medyanın hızlı tüketime odaklı yapısı, edebi ürünlerin doğasına ters düşüyor ve bu durum, edebi niteliği de etkiliyor.

Yapay zeka destekli metin üretim araçlarının, edebiyatın yaratıcılık anlayışına etkisi nedir? Bu araçlar zenginleştirici mi yoksa özgünlüğü tehdit mi ediyor?

Yapay zeka, sosyal medyadan farklı bir teknoloji. İnsan beyninin çalışma sistemini öğrenerek taklit eden bilgisayar sistemleri olarak tanımlanabilir. Burada veri oldukça önemli bir kaynak haline geliyor. Yapay zeka, insan doğasını ve duygu dünyasını çözerek, taklit etmeye çalışıyor. Ancak edebi ürünler, yaşanmışlıklar ve deneyimlerle doğrudan ilişkilidir. Yapay zekanın bu derinliği anlayabilmesi mümkün değil. Bu durum, hissin ve derinliğin olmadığı, edebi zevke hitap etmeyen metinlerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Ancak bunu bir tehdit olarak görmek doğru değil; çünkü popüler kültür, her zaman bu tür metinleri üretmiştir. Önemli olan, derinlikli ve etkili edebi teknikler kullanan metinlerin zamanla daha çok değer kazanmasıdır.

Sosyal medya platformlarında ortaya çıkan mikro-edebiyat (kısa öykü, şiir, aforizma vb.) geleneksel edebi türler açısından nasıl değerlendirilebilir?

2000 sonrası Türk öykücülüğünde önemli bir gelişme yaşandığını söyleyebilirim. Edebiyat dergilerinin bu süreçteki rolü yadsınamaz. 2000 tarihi, konjonktürel değişimlerin başladığı bir dönemdir. Dergilerde yayımlanan hikayeler, kendi yazarlarını ve ekollerini ortaya çıkarmaya başladı. Hızlı tüketimle birlikte küçürek öyküler önemli bir tür haline geldi. Türk edebiyatında sözün gücü, kısa sözle derin anlamlar ifade etmekle ölçülür. Ancak aforizma ve şiir konusunda durum farklı. Günümüz şairleri, sosyal medyada tüketim aracı olmanın ötesine geçemiyor. Modern Türk şiirinin geldiği noktayı karşılamadığını düşündüğüm pek çok şiir ve aforizma var. Bu durum, şiirin ve aforizmanın farklı amaçlarla araçsallaştırıldığını gösteriyor.

Yapay zeka tarafından üretilen edebi metinleri edebi eser olarak kabul etmek mümkün mü? Yazar kavramı yeniden tanımlanmalı mı?

Yapay zeka ile üretilen metinleri edebi nitelikte değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Edebiyatın bilimsel bir alan olduğunu göz önünde bulundurursak, bu metinleri edebi tekniklerle değerlendirmek imkansız. Her metin edebi bir ürün değildir; edebi ürün olabilmesi için belirli özellikler taşıması gerekir. Yapay zeka ile üretilen metinleri edebi ürün kategorisine koyamayız. Yazar kavramı ise, sosyal medya ve yapay zeka ile birlikte değişiyor ve yeniden tanımlanıyor.

Sosyal medyanın okur-yazar ilişkisini dönüştürmesi, edebi üretimi hangi yönlerden etkiliyor?

Sosyal medya, görünürlükle doğrudan ilişkili bir mecra. Yazarların çoğu, yazıyı okunmanın ötesinde, kendilerini ifade etme aracı olarak kullanıyor. Okur, yazar ve eserle edebi estetiğin bütününü tamamlar. Okurun olmadığı yerde yazarın anlamı kalmaz. Popüler kültürle başlayan gösteri toplumu, sosyal medya ile daha da belirginleşti. Yazmanın amacı, derinlikli bir anlam arayışının ötesinde, algoritmalara girmek haline geldi. Anlık geri bildirim, yazarlar için eğitici bir süreç sunuyor. Sosyal medya, yazar olmak isteyenlere alan açtı; artık herkes kendi kitlesini oluşturabilir.

Algoritmaların edebi metinlerin dolaşımını belirlemesi, edebiyatın estetik ve düşünsel derinliğini nasıl etkiliyor?

Algoritmanın nasıl çalıştığı ve yönlendirildiği oldukça önemli. Belirli bir odağın etrafında şekillenen algoritmalar, kendilerini yönlendirenlerin isteklerine göre şekilleniyor. Popüler kültürün ürünlerini öne çıkaran bir sistemde, görünürlük kazanmak zorlaşıyor. Algoritmalar, düşünmeyi engelleyen bir yapı oluşturuyor ve bu durum, derin düşünmenin önünde engel teşkil ediyor.

Yapay zekanın edebi türlerin sınırlarını bulanıklaştırdığı ya da yeni türlerin ortaya çıkmasına yol açtığı söylenebilir mi?

Bu durum yalnızca yapay zekâ ile ilgili değil; postmodernizm sonrası birçok edebi türde türler arası geçişkenlik gözlemleniyor. Edebi türler arası geçişkenliği olağan karşılıyorum. Sanat, keskin çizgileri olmayan bir alandır. Bu akış, metnin bağlamını ve edebi alt yapısını zenginleştirdiği sürece sorun teşkil etmez.

Sosyal medya ve yapay zeka, edebiyatın demokratikleşmesine katkı mı sağlıyor yoksa nitelik sorununu mu artırıyor?

Her ikisi de söz konusu. İnternet ve sosyal medya, ülkemize girdiğinden beri bir denetim mekanizması gereklidir. Özgürlük her zaman demokratik bir şey değildir; bazen denetim, niteliğin korunması açısından önemlidir.

Akademik edebiyat incelemeleri açısından yapay zeka ve dijital platformlar yeni yöntemler sunuyor mu? Bu değişim akademiyi nasıl etkiliyor?

Bu konu ayrı bir röportaj konusu olabilir. Akademinin bu konuda kafası karışık ve ciddi yaralar almış durumda. Teknolojinin hızlı gelişimi, akademisyenleri tedirgin ediyor.

Gelecekte sosyal medya ve yapay zekanın edebiyat üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kalıcı mı yoksa geçici bir dönüşüm mü yaşıyoruz?

Kalıcı etkileri olabilir, ancak bu dönüşümün kalıcı olup olmayacağı tartışmalı. İyi metinler üreten yazarların sosyal medyada varlık göstermesi önemli, ancak sadece çok satmak amacıyla yola çıkanların kalıcı etkisi konusunda şüphelerim var.

Röportajımıza verdiği değerli katkılar için Rana Senanur Doğan’a teşekkür ediyoruz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu