Haset: İnsanı ve Toplumu Tüketen Yıkıcı Bir Duygu

Haset, başkasının nimetini kıskanmanın ötesinde bireysel ve toplumsal huzuru zedeleyen bir duygudur. İslam, şükür ve kardeşliği öne çıkarır mesajını verir.

“Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab’ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.” (Nisâ, 4/54)

Haset, başkasının sahip olduğu nimetleri, imkânları veya üstünlükleri kıskanmak anlamına gelir. Allah Teâlâ insanları bilgi, düşünce, mal, mülk ve itibar gibi alanlarda farklı özelliklerle yaratmış; kimine daha geniş, kimine daha sınırlı imkânlar vermiştir. Bu farklılıkların her biri aynı zamanda birer imtihan niteliğindedir.

İnsan, başkalarının elindekilere odaklanmak yerine kendisine verilen nimetleri fark etmeli ve bunlar için şükretmelidir. “Bana bu kadarı yeter.” diyebilmek, hasedin önüne geçen önemli bir erdemdir. Çünkü haset, yalnızca kişinin iç huzurunu bozmaz; aile, arkadaşlık ve toplum ilişkilerinde de kırgınlık, düşmanlık ve uzaklaşma gibi sonuçlar doğurur.

Bu yıkıcı duyguyla mücadelede insanlar arasındaki bağların güçlendirilmesi önemli bir yer tutar. Hz. Peygamber, “Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!” buyurarak kardeşlik, sevgi ve dayanışmanın önemine dikkat çekmiştir. (Müslim, Birr, 28)

Kırım Savaşı 1853-1856 yılları arasında başladı ve sürdü.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu