Tuncer Bakırhan: İran’daki Savaş Konusundaki Tutumumuz Açık

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İran’daki savaş konusundaki tutumlarını net bir şekilde ifade etti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Van’da gerçekleştirilen nevruz kutlamalarında Orta Doğu’daki çatışmalara ve İran’daki mevcut rejime dair açık bir duruş sergiledi. Bakırhan, emperyalist müdahalelere karşı olduklarını vurgularken, demokrasi eksikliğinin yarattığı huzursuzluklara dikkat çekti.

Dem Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İran’daki savaşa dair tutumumuz nettir. Ne emperyalist müdahaleleri ne de baskıcı molla rejimini destekliyoruz” şeklinde konuştu.

Dem Parti Van İl Başkanlığı’nın öncülüğünde düzenlenen nevruz kutlamaları, ‘Özgürlük ve Demokrasi Nevruzu’ temasıyla Van Kalesi’nin güneyindeki Atatürk Kültür Parkı’nda yapıldı. Kutlamalara katılanlar, güvenlik önlemleri çerçevesinde iki güvenlik barikatından geçerek alana alındı. Etkinliğe, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Van milletvekilleri ve yurt içi ile yurt dışından birçok davetli katıldı.

Etkinlikte konuşan Bakırhan, Orta Doğu’nun çatışma alanı haline geldiğini belirterek, “Neredeyse her başkentte bombalar patlıyor. Sınırlar kan içinde. Bunun tek nedeni, demokrasi eksikliği ve özgürlük olmamasıdır. Demokratik değerleri benimsemeyen ülkeler, emperyal güçlerin müdahalelerine zemin hazırlıyor. Hemen yanımızda İran var. İran, yıllarca şah rejiminin baskısını yaşadı ve 40-50 yıldır molla rejiminin zulmü altında. İran’da demokrasi olmaması nedeniyle Kürtler, Beruçlar, Azeriler, kadınlar ve farklı yaşam biçimlerine sahip bireylerin hakları göz ardı ediliyor. Bu nedenle İran büyük bir yıkım süreci yaşıyor. Bizim İran’daki savaşa dair tutumumuz nettir; ne emperyalist müdahaleleri ne de baskıcı rejimi destekliyoruz” dedi. Bakırhan, İran’ın kimliklerin özgür olduğu bir yaşam ile huzur bulabileceğini ifade etti.

Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Değerli arkadaşlar, 27 Şubat’ta Öcalan’ın çağrısını hep birlikte gördük. Öcalan, bu baskı ve emperyal müdahaleleri öngörerek böyle bir süreç başlattı. Amacı, İran ve bölge ülkelerinin emperyal müdahalelere maruz kalmaması için kendi ülkelerindeki hakların ve inançların demokratik haklarının tanınmasıydı. Ancak İran bunu anlamadı ve bugün halkına zulüm uyguluyor. 27 Şubat, Orta Doğu’daki karanlığa bir ışık oldu. Bu tarihi küçümsememek lazım. Van’dan birkaç çağrıda bulunarak konuşmamı sonlandırmak istiyorum. Öncelikle devlete ve iktidara bir çağrıda bulunuyorum; gelin demokratik dönüşüme duyarlı olun. Kurtuluşta Kürtler vardı, değil mi? Çanakkale’de biz vardık. Gaziantep’te Vanlılar, Urfa’da Karslılar, Siirtliler ve Amedliler vardı. Kurtuluşta olan Kürtlerin haklarını teslim edin. Ayrıca Türkiye kamuoyuna da bir mesajım var; bu süreç sadece Kürtlerin süreci değil, 86 milyonun sürecidir. Demokrasi sadece Kürtler için değil, Türkiye’de yaşayan herkes içindir. Herkes müsterih olsun. Bu süreç, Türkiye’yi bölen değil, birleştiren, kardeşleştiren ve eşitleyen bir süreç olacaktır. Bu nedenle Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşlarımızın bu sürece katkı sunmasını bekliyoruz.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu