İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde kapsamlı tarihî dönüşüm

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde restorasyon ve yenileme çalışmaları tamamlandı. Çinili Köşk’te 54 bin çini restore edilirken yeni sergiler oluşturuldu.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde yıllardır sürdürülen restorasyon, güçlendirme ve teşhir-tanzim çalışmaları önemli bir aşamayla tamamlandı. Klasik Müze Binası, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk’te yürütülen uygulamalarla tarihi yapıların özgün mimari özellikleri korunurken, sergileme düzeni, güvenlik sistemleri ve ziyaretçi deneyimi çağdaş müzecilik anlayışına göre yenilendi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi verdi. Ersoy, tarihi yapıların gelecek kuşaklara aktarılmasının öncelikli hedef olduğunu belirterek, müzecilik alanındaki yeniliklerin de bu koruma anlayışıyla hayata geçirildiğini ifade etti.

Bakan Ersoy, müze kompleksinde Cumhuriyet tarihi boyunca ve yapıların kendi çok yüzyıllık geçmişleri içinde gerçekleştirilen en kapsamlı restorasyon, ihya ve inşa süreçlerinden birinin yürütüldüğünü söyledi. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin hem Türk müzecilik ve arkeoloji tarihinin simge kurumlarından biri hem de dünya kültür mirasının önemli merkezlerinden olduğunu vurguladı.

Klasik Müze Binası’ndaki çalışmalar 2011’de başladı

Yenileme programının ilk etabı, 2011 yılında Klasik Müze Binası’nda başlatıldı. 1891’de inşa edilen bölüm ile yapının güney kanadını oluşturan ikinci anekste güçlendirme ve restorasyon uygulamaları gerçekleştirildi. 2017’de başlayan ikinci etapta ise bu çalışmalara teşhir ve tanzim projeleri eklendi.

Uygulamaların tamamlanmasının ardından Klasik Müze Binası, 2021 yılında yeniden ziyaretçilerin kullanımına açıldı.

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden düzenlendi

Çalışmaların üçüncü etabı Ocak 2023’te başladı ve Çinili Köşk ile Eski Şark Eserleri Müzesi’ni kapsadı. Eski Şark Eserleri Müzesi’nde betonarme ve volta tavan döşemeleri ile kâgir duvarlar güçlendirilirken çatısı da yenilendi. Cephede yer alan plasterler, profilli bezemeler ve heykeller üzerinde temizlik ve konservasyon çalışmaları yapıldı.

İç mekânlar, hazırlanan yeni teşhir-tanzim projesi doğrultusunda yeniden kurgulandı. Asur, Sümer, Sümer-Akad, Arabistan, Babil, Hitit, Urartu ve Mısır salonlarındaki eser yerleşimleri, bilimsel kaynaklar ve uzman akademisyenlerin görüşleri doğrultusunda düzenlendi. Eserleri öne çıkaracak şekilde yenilenen aydınlatma sistemiyle birlikte güvenlik altyapısı da güçlendirildi. Müze, çalışmaların tamamlanmasının ardından 6 Temmuz’da tekrar ziyarete açıldı.

Çinili Köşk’te 54 bin çini restore edildi

Restorasyon sürecinin en kapsamlı bölümlerinden biri Çinili Köşk’te yürütüldü. Çatıda bulunan sonradan eklenmiş dolgular ve eski kurşun kaplamalar kaldırılarak yapının özgün karakterine uygun yeni uygulamalar gerçekleştirildi. İznik, Kütahya, Çanakkale, Erken Osmanlı ve Selçuklu salonlarının sergileme düzenleri de yenilendi.

Selsebilli Oda’da hazırlanan özel panel uygulamasıyla Osman Hamdi Bey’in canlandırılması, 14 Temmuz’dan itibaren ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

Çinili Köşk’ün dış cephesindeki yaklaşık 54 bin çininin tamamı ayrı ayrı envantere kaydedildi. Her çini için müdahale paftası hazırlanırken temizlik, sağlamlaştırma, tamamlama ve renklendirme işlemleri tek tek uygulandı.

Müze girişine ve açık sergi alanlarına yeni düzenleme

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki dönüşüm, yapıların içindeki çalışmalarla sınırlı kalmadı. Ana giriş Gülhane Meydanı’na taşınarak burada yeni bir ziyaretçi karşılama merkezi oluşturuldu. Meydan ile müze arasındaki Osman Hamdi Bey Yokuşu da yeniden düzenlendi.

Yokuş boyunca 38 arkeolojik eser açık alanda sergilenmeye başlandı. Müze avlusunda yapılan peyzaj çalışmalarının tamamlanmasının ardından yaklaşık 140 arkeolojik eser daha açık teşhir alanlarında ziyaretçilerle buluşturuldu.

Bakan Ersoy, yapılan düzenlemelerle İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin güvenlik, erişilebilirlik ve ziyaretçi deneyimi bakımından daha ileri bir seviyeye taşındığını belirtti. Müze kompleksinin yalnızca eserlerin sergilendiği bir alan olarak değil, ziyaretçilerin tarih, sanat, mimari ve kültürle bütünleştiği yaşayan bir kültür mekânı olarak ele alındığını söyledi.

Ersoy, bu mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların aynı hassasiyet ve kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Bakan, restorasyon ve yenileme sürecinde görev alan bilim insanlarına, uzmanlara, işçilere ve Bakanlık çalışanlarına teşekkür etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu