Üsküdar seçimi için YENİ Parti’den dikkat çeken iddia
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Üsküdar seçimi sürecinde meclis üyelerine adli vaatler ve tehditlerle baskı yapıldığını öne sürdü.
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Üsküdar Belediyesi’nde gerçekleştirilen başkanvekilliği oylamasına ilişkin çeşitli iddialar ortaya attı. Emre, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yüzde 50 oyla göreve gelen Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yapılan Üsküdar seçimi sürecine dışarıdan müdahale edildiğini savundu.
Meclis üyelerinin gözaltı ve tutuklama süreçleri üzerinden baskı altına alındığını öne süren Emre, bazı üyelere adli konularda vaatlerde bulunulduğunu iddia etti. Sürecin idare mahkemesi kararları ve valilik talimatlarıyla şekillendiğini belirten Emre, yaşananları “Susurluk gibi bir çete tablosu” sözleriyle nitelendirdi.
Emre’nin aktardığına göre, başkanvekilliği seçiminin ilk iki turunda seçilmek için 31 oy, üçüncü turunda ise 24 oy gerekiyordu. İlk turda 26 oy alan grup, bir geçersiz oyla birlikte rakip grubun 17 oyda kaldığını; ikinci turda ise 27 oy elde edildiğini belirten Emre, üçüncü turda beş meclis üyesinin karşı tarafa oy verdiğini söyledi.
Emre, Meclis Üyesi Ahmet Başbaydar’ın oylama sonrasında, yurt dışında firari olan oğlunun serbest bırakılacağı yönünde söz verildiğini ve bu nedenle oy kullandığını toplantı sırasında açıkladığını ileri sürdü. Bir başka meclis üyesinin çocuğunun da oylamadan birkaç gün önce tahliye edildiğini iddia eden Emre, bu gelişmelerin oy değişikliğinde etkili olduğunu savundu.
Ekonomi programlarına eleştiri
Konuşmasında hükümetin Orta Vadeli Program hedeflerini de değerlendiren Emre, geçmiş yıllarda açıklanan enflasyon tahminlerinin gerçekleşen verilerle örtüşmediğini söyledi. 2026 enflasyon hedefinin 2023’te yüzde 8,5, 2024’te yüzde 9,7, 2025’te yüzde 16 olarak açıklandığını, son güncellemede ise yüzde 28,4’e çıkarıldığını belirten Emre, ekonomik hedeflerin “masa başında” hazırlandığını öne sürdü.
Resmi enflasyon verileriyle vatandaşın temel harcamaları arasındaki farkın büyüdüğünü ifade eden Emre, ağustos ayı itibarıyla enflasyonun TÜİK verilerine göre yüzde 31,51 olduğunu aktardı. Kira artışının yüzde 54, hizmet enflasyonunun yüzde 41 seviyesinde bulunduğunu belirten Emre; gıda, ulaşım ve barınma giderlerindeki yükselişin vatandaş üzerindeki yükü artırdığını söyledi.
Emre, Orta Vadeli Program’daki tahminlere göre işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına yaklaşık yüzde 9, kamu çalışanlarına ise enflasyon farkıyla birlikte yaklaşık yüzde 7 oranında zam yapılacağını savundu. Asgari ücretteki artışın da aynı hesaplamalara göre belirleneceğini belirten Emre, bu politikaların ücretleri reel olarak eriteceğini ileri sürdü.
İmalat ve konut verileri üzerinden değerlendirme
Ekonomik sorunların üretim sektörünü de etkilediğini söyleyen Emre, İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne (PMI) dikkat çekti. İmalat sektöründe büyümeye işaret eden seviyenin 50’nin üzeri, daralma sınırının ise 50’nin altı olduğunu hatırlatan Emre, ağustos ayında endeksin 48,1 olarak açıklandığını belirtti.
Bu verinin imalat sektöründe üst üste 29’uncu ayda daralmaya işaret ettiğini kaydeden Emre, bunun endeksin tutulmaya başlandığı Haziran 2005’ten bu yana en uzun kesintisiz daralma dönemi olduğunu söyledi.
Konuşmasında konut politikalarını da eleştiren Emre, ülke genelinde çok sayıda inşaat yapılmasına rağmen ev sahipliği oranının gerilediğini ifade etti. TÜİK verilerine atıfta bulunan Emre, 2014’te yüzde 61 olan yaşanılan konuta sahip olma oranının bugün yüzde 57 seviyesine indiğini, 2002’de ise bu oranın yüzde 73 civarında bulunduğunu belirtti.
Emre, konut üretiminin dar gelirli vatandaşları ev sahibi yapmadığını, buna karşılık konutların belirli kesimler için rant alanına dönüştüğünü savundu. Ev sahipliği oranındaki düşüşün vatandaşların daha fazla kiracı olmasına yol açtığını belirten Emre, Türkiye’deki oranın dünya ve komşu Yunanistan’daki oranların gerisinde kaldığını ifade etti.




