Öğretmenlerin gündemi: Önlükten daha fazlası var
Öğretmenlerin gündemi yalnızca kıyafet tartışmaları değil. Mehmet Alper Öğretici, eğitim çalışanlarının temel sorunlarının ortak akılla ele alınmasını istedi.
Mehmet Alper Öğretici, Milli Eğitim Bakanı’nın kamusal açıklamalarında öğretmenlerin kıyafetleri ve önlük konusunu sıkça gündeme getirmesinin, velilerle öğretmenler arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilediğini savundu. Öğreticİ, kendilerine ulaşan veli mesajlarında bazı öğretmenlerin CİMER’e şikâyet edilmekle tehdit edildiğinin görüldüğünü ve bu söylemlerin mesleğin saygınlığına zarar verdiğini ifade etti.
Öğretmenlerin genel olarak mesleklerinin itibarına uygun biçimde giyindiğini belirten Öğretici, sosyal medyada yer alan sınırlı sayıdaki olumsuz örnek üzerinden bütün eğitim camiasının zan altında bırakılmaması gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin gündemi içinde kıyafet tartışmalarından daha önemli başlıklar bulunduğuna dikkat çeken Öğretici, aynı öğretmenler odasında görev yapan ücretli, sözleşmeli, PİKTES kapsamındaki ve kadrolu öğretmenler arasındaki ayrımların çözülmesini istedi.
Öğretici ayrıca eğitim-öğretim yılının başında öğretmenine ulaşamayan öğrencilerle öğrencilerinden ayrı kalan öğretmenlerin durumunun ele alınması gerektiğini belirtti. İl ve ilçelerde asgari ücretin altında ücretlerle çalıştırılmak üzere ücretli öğretmen aranmasını da eleştiren Öğretici, eğitim fakültesi mezunu olmayan kişilerin sınıflarda öğretmen olarak görevlendirilmesinin eğitim sisteminin önemli sorunlarından biri olduğunu kaydetti.
Kamu çalışanları, emekliler ve eğitim camiasının yaşadığı problemlerin temelinde, kararların doğrudan ilgili kesimlerle yeterince görüşülmeden alınmasının bulunduğunu söyleyen Öğretici, ortak akıl ve çalıştaylar yerine hazırlık süreci belirsiz düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarına getirildiğini öne sürdü. Bu tekliflerin çoğu zaman kapsamlı bir değerlendirme yapılmadan ve çok sınırlı değişikliklerle Genel Kurul’dan geçtiğini belirtti.
Çalışma Bakanı’nın bugün iki konfederasyon dışındaki yapılarla görüşmediğini, gerçekleştirilen görüşmelerin ise somut sonuçlar üretmekten uzak kaldığını savunan Öğretici, konfederasyon ve sendikaların da siyasi yakınlıklar nedeniyle çalışanların ortak hak mücadelesinde yeterince birleşemediğini ifade etti. Bu anlayıştan hareketle 2002’de BASK’ın, 2005’te ise Anadolu Eğitim Sendikası’nın kurulduğunu hatırlatan Öğretici, sendikacılığın siyasetin etkisi altında yürütülemeyeceğini vurguladı.
Gelinen aşamada hükümet yetkilileri, sendika yöneticileri ve üyelik tercihleriyle irade ortaya koyan kamu çalışanlarının ayrı ayrı sorumluluk taşıdığını belirten Öğretici, kamu çalışanları ile emeklilerin kronikleşen sorunlarının ortak bir zeminde ele alınması ve çözüm için somut adımlar atılması çağrısında bulundu. Öğretici, bu mücadeleye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi.




