İspanya ve Türkiye Arasında Savaşın Gölgesinde Kurulan Dostluk Bağları

İspanya’nın Türkiye ile kurduğu dostluk köprüsü, savaşın gölgesinde güçleniyor. İki ülke arasındaki bağlar dijital diplomasi ile derinleşiyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına karşı “Savaşın suç ortağı olmayacağız” diyerek net bir duruş sergileyen İspanya, Türk halkının kalbini kazanırken, iki ülke arasındaki dijital bağlantı da diplomatik bir güç haline geldi.

Küresel jeopolitik dengelerin sarsıldığı bu dönemde İspanya, Avrupa Birliği içindeki alışılmış kalıpları kırarak “adaletin sesi” konumuna yükseldi. Başbakan Pedro Sanchez liderliğindeki Madrid hükümeti, Gazze’deki olayların ardından Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına en sert tepkiyi veren Batılı güçlerden biri oldu. Trump yönetiminin ticari yaptırım tehditlerine boyun eğmeyen Sanchez’in “Korkmuyoruz!” ifadesi, Türkiye’de büyük bir sempati dalgası yarattı. Sosyal medyada hızla yayılan bu yakınlaşma, geçmişte yangın ve deprem dönemlerinde kurulan dayanışma bağlarını günümüzde stratejik bir ortaklığa dönüştürüyor.

İspanya, son zamanlarda Avrupa Birliği’nin genel politikalarından ayrılarak uluslararası hukuku ön plana çıkaran bir tutum sergiliyor. Sadece söylemde kalmayan Madrid, geçtiğimiz Eylül ayında İsrail’e silah ve askeri malzeme satışını tamamen yasaklayarak somut bir ambargo uygulamaya koydu. Trump tarafından oluşturulan ve Filistin yönetiminin dışlandığı “Barış Kurulu”na katılmayı reddeden İspanya, Venezuela’daki dış müdahalelere karşı da kararlılığını sürdürerek Avrupa’nın “kara kuzusu” unvanını haklı çıkarıyor.

Sosyal medyada yaşanan bu sıcak gelişmeler, X (Twitter) platformunda eşine az rastlanır bir mizah diplomasisine dönüştü. Türk kullanıcıların, İspanya’nın duruşuna teşekkür amacıyla paylaştığı içerikler uluslararası basında geniş yankı buldu. Özellikle Türkiye’nin saç ekimi konusundaki küresel liderliğine atıfta bulunan “Kel İspanyol kalmayacak” esprisi, İspanyol televizyonlarına kadar ulaştı. TV yorumcusu Emilio Faió, ünlü futbolcu Iniesta’nın montajlı görsellerini paylaşarak “Türkler ve İspanyollar kardeştir” ifadesini kullandı.

Milli İstihbarat Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu, İspanya’nın bu tutumunu normatif değerlerin korunması olarak değerlendirdi. Ateşoğlu, İspanya’nın sosyalist hükümetinin insan hakları ve uluslararası hukuk konusundaki kararlılığının Avrupa Birliği içindeki çatlakları düzenleyici bir rol oynayabileceğine dikkat çekerek, “Avrupa Birliği’nin unuttuğu değerleri İspanya savunmaya devam ediyor. NATO içindeki Türkiye-İspanya dostluğu zaten sıcaktı; bu son gelişmeler uluslararası arenada kendimizi anlatabilmek adına kritik önem taşıyor” şeklinde konuştu.

İspanya ile Türkiye arasındaki bu bağ, aslında yeni bir olgu değil. 2021 yılında meydana gelen büyük orman yangınlarında İspanyol ekiplerin iki uçakla sahada yer alması ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde 33 kişilik uzman ekibin kurtarma çalışmalarına katılması, hafızalarda yerini koruyor. Bugün ise bu dayanışma, sadece felaketlerde değil, küresel savaş tehditlerine karşı yükseltilen ortak bir “hayır” sesinde birleşiyor. İspanya’nın 500 binden fazla göçmene yasal statü verme kararı gibi insani adımlar, iki halk arasındaki kültürel ve vicdani benzerliği daha da pekiştiriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu